Öğrenci İzlenimleri

  1. İdealsas
    Mustafa Delice

    Gidin! Gidin! Ayrıca anne kucağı arar gibi Türklerle bir araya gelip sıcak ortam

  2. Gidin! Gidin! Ayrıca anne kucağı arar gibi Türklerle bir araya gelip sıcak ortamlar peşinde koşmayın...

    Klasik bir cevaptır ama yine de gidip görmek lazım diyorum, arkadaşlar.

     

    Ben 1.5 aya yakın bir süre için gitmiştim. Brighton/İngiltere’ye Gitmeden başlıyor bir telaş vizede problem çıkar mı. Sorusuyla başlıyor İdealsas ile muhabbetiniz. Okul güzel mi. Harçlığım yeter mi. yanında kalacağım ailenin kedisi, köpeği var mı, sigara içebilir miyim? Yemekleri baharatlı mı? Çamaşırlarımı da yıkarlar mı.(Bazıları bunun için para alıyormuş,) Bodrumda İngiliz turistleri görmüştüm. İngilizlere soğukkanlı diyorlar ama hiç de öyle değil. Benim gördüklerimin hepsi sıcak insanlardı. Vs. Benzeri pek çok duyum, varsayım ve duyumlara dayalı nasıl olacak bu iş-okumuş zeki insanlarız hallederiz arasında bir yerlerde bir haylide para harcamış olarak (babanız sağ olsun) kendinizi İngiltere’de buluyorsunuz. Ne kadar konuşkan olursanız olun havalimanından yanında kalacağınız ailenin evine gidene kadar dünyanın en sessiz adamı siz olduğunuzu düşünüyorsunuz. İnsanlar burada çok konuşuyor canım. Çok mu gevezeler. Şu İngilizler. Bir taraftan hazine bulmuş, bir taraftan da hazineye siz dokunursanız değeri düşecek gibi bir manyetik alan oluşuyor İngilizce ile aranızda. Ailenin yanına varınca artık İngilizce ile aranızda oluşan bu romantik ilişkinin siz istemenizde fazla sürmeyeceği gerçeğini anlıyorsunuz. Sondan bakınca yanında kaldığım aile açısından şanslı olduğumu söyleyebilirim. (gerçi pek şans da inanılası birşey değil denebilir. İnsanın kendisi yaratabiliyor şansı) boşanmış kızı ve kızının erkek arkadaşı ile birlikte yaşayan Vanessa adında bir kadının evinde kaldım. Hani denir ya anlatabileceklerin karşıdakinin anlayabileceği kadardır. İngilizceniz belli bir düzeyde olunca olaylara yaklaşımınız ailenin sizinle paylaşabileceklerini, konuşma isteğini sizinle zaman harcama isteğini (zaman harcama denebilir bazı arkadaşlar hiç İngilizcesi olmadan yurtdışına gittikleri ve ailede bu arkadaşlarla neyi nasıl konuşacağını bilmediği, ayrıca insanların o kadarda -kendileri de dahil- başkalarına da ayıracak zamanları olmadığı, olsa da konuşamayan gulyabani gibi gelen bir insanla zaman harcamak istemedikleri için öğrencilerin aileleri sıkı eleştirdiklerini gördüm. Ne biçim insanlar annem ne güzel çorba hazırlardı. Yaprak sarması yapardı. Şirdan kebabı olsa ne güzel olurdu.

     

     

    Benimle hiç konuşmuyorlar- sanki kendisi inanılmaz konuşan bir insanda…- neyse arkadaşlar kültürün, yemeklerin, pek çok şeyin farklı olabileceğini kabul etmek, ama insanın her yerde insan olduğunu, etten kemikten yaratıldığını, sevinç ve üzüntülerinin olduğunu unutmamak lazım. Sözün özü. bir yer hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız insanlarla ilişkilerinizin iyi olmasını istiyorsanız. Sonuçta İngilizcenizi geliştirmek istiyorsanız. Kısa süreler (süre ne olursa olsun göreli olarak kullanmadıkça kısa gelecek) için yurtdışına gittiğinizi unutmamanız, İngilizcenizin de biraz iyi olması lazım ki orada geliştirebilirsiniz. Babanızın bizim kız/oğlan İngiltere’ye gitti. Veya Ben İngiltereDeyKeNe’den fazlasını istiyorsanız. Söylediklerime kulak verin derim.) değerli hale getiriyor. Dünyanın her bir yerinden gelen arkadaşlarla sınıf ortamında bulunmak farklı bir duygu, herkesten öğrenilecek o kadar şey olduğunu görüyorsunuz. Bir taraftan kendi çemberiniz daralıyor. Dünya Büyüyor. Bir taraftan da bilmek ve inanmak arasındaki farkı sorguluyorsunuz. Bizlerde bildiklerimizin çoğu inandıklarımız haline geliyor. Varsayımlara dayalı olarak her şeyi biliyoruz. İngilizce öğrenmenin yanında hayatı ve kendinizi bir şekilde yeniden sorgulama fırsatları ile sürekli karşılaşacaksınız. İnsanların farklılığında, çeşitliğinde ve bir araya gelmesindeki güzelliği tarif etmek zor. Yaşamanız lazım. ne yazılabilir ki yemeklerinden, gezilecek mekanlarından, arkadaşlarla ilişkilerden, okuldan, aileden yazacak çok şey var ama.  Kusuruma bakmayın doğaçlama yazdım. Yazdıklarımın. Diğer konulara da ışık tutacağını umuyorum. Her yerde işin felsefesi aynı arkadaşlar. İş size kalıyor. O yapsın deyip kendine toz kondurmama gibi yaklaşımların faydasını göremezsiniz. Başkalarını sorguya çekmeden her gün kendi kendinizi sorguya çekmeniz gerekiyor. İnsanlara kendinizi dikte etme peşinde de değilseniz. Everything will be perfect… Gidin. Gidin. Ayrıca anne kucağı arar gibi Türklerle bir araya gelip sıcak ortamlar peşinde koşmamanız gerektiğini hatırlatmaya gerek duymuyorum. Bu ortamları başkaları ile de yaratmaya çalışın. Düzeltmeye kendinizden başladığınız zaman oluyor. Siz dahil herkes insan.

     

     

    Konunun ayrıntılarını İdealsas ve İbrahim Bey’le İdealsas’ta bir gün kahve içerek paylaşmayı düşünüyorum. Her zaman davetlisiniz.

     

    Mustafa DELİCE

    Anadolu Üniversitesi, Siyasal Bilgiler öğrencisi

    St. Giles Brighton Dil Okulunda İngilizce dil eğitimi aldı

    İngiltere, Brighton